Biliyor musunuz, bazen
her şey o kadar anlamsız geliyor ki... Yaşamak dediğimiz şey, bir döngüden
ibaret. Sabah kalkıyoruz, işe gidiyoruz, faturalar ödüyoruz, yemek yapıyoruz.
Bir gün sağlığımız bozuluyor, diğer gün heveslerimiz kırılıyor. Sürekli bir şeylere
yetişme telaşı içinde debelenip duruyoruz. Ama neden? Asıl soruyu sormuyoruz:
Bütün bu çaba ne için?
Hayatın
büyük bir oyun olduğunu anlamak, aslında özgürleşmenin ilk adımı. Kendimizi
bazen öyle bir kaptırıyoruz ki, etrafımızdaki güzellikleri göremiyoruz.
Gökyüzüne bakmayı, bir ağacın gölgesinde dinlenmeyi, içtiğimiz suyun tadını
hissetmeyi unuttuk. Çünkü sürekli bir yerlere yetişmek zorundayız. Hayatın
anlamını ararken, aslında onun anlamsızlığına kapılıyoruz.
Ama şunu fark ettim: Bu
dünyanın anlamsızlığını kabullenmek, yolumuza devam etmenin en güzel yolu.
Anlam yüklemek, her şeyi kontrol etmeye çalışmak bizi yıpratıyor. Neden bazı
şeyleri olduğu gibi kabul etmiyoruz? Neden her düşüşte “Bu
da geçer” diyerek ayağa kalkmıyoruz?
Evet, bu dünya anlamsız.
Bir gün hepimiz gideceğiz. “Var” sandığımız her şey aslında yok. Sahip
olduğumuzu düşündüğümüz her şey gelip geçici. Ama işte tam da bu yüzden, o
anlamsızlığın içinde kendi yolumuzu bulmamız gerekiyor. Çünkü anlamı biz
Hadi bugün yeniden
başlayalım. Dünyanın bu anlamsız düzenine inat, yolumuza devam edelim. Daha az
dertlenip, daha çok yaşayalım. Kaybetmenin korkusunu bir kenara bırakıp, sahip
olduklarımıza şükredelim. Çünkü bu geçici sahnede, anlamı yaratan biziz.
Unutmayın,
biz yola devam etmek için buradayız. Anlamsızlık bizi yıldırmasın. Bırak
hayat kendi oyununu oynasın, biz sadece yolumuza bakalım. Çünkü sonunda hepimiz
aynı yere varacağız.
Görüşmek üzere...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder