19 Ocak 2026 Pazartesi

Sokaktaki Şiddet Bir Tesadüf Mü? Akran Zorbalığının Perde Arkası.

Türkiye'de artan akran zorbalığı, mafya dizilerinin şiddete etkisi ve toplumsal yozlaşmayı temsil eden kavramsal görsel.

Bugün bilgisayarın başına geçtim ama parmaklarım tuşlara gitmiyor. İçimde bir yerlerde kelimeler düğümlenmiş durumda. Aslında sadece benim değil, sanırım hepimizin ortak hissiyatı bu: Bir tıkanmışlık, bir bıkkınlık hali. Ama maalesef ne dünyada ne de ülkede olup bitenler, insanın kendi köşesine çekilip susmasına izin vermiyor. Son dönem adına "akran zorbalığı" deyip, aslında düpedüz cinnet olan bir şiddet sarmalının içindeyiz.

Bir insan, sadece "yan baktı" diye nasıl öldürülebilir? Bu cüret, bu hoyratlık nereden geliyor?

Ekranda Alkışlanan Mafyalar, Sokakta Kan Döküyor

Aslında şaşıracak bir şey yok. Yıllardır televizyon ekranlarında, sadece reyting uğruna ve çok para kazandırıyor diye "mafya güzellemesi" yapan yapımları izliyoruz. Ahlaksızlığı, hukuksuzluğu ve kaba kuvveti matah bir şeymiş gibi sunan bu dizilerle büyüyen bir nesil var karşımızda.

Tabii ki sadece izlediğimiz diziler toplumdaki şiddeti tek başına dönüştürüyor diyemeyiz ama fitili ateşleyen en büyük etkenlerden biri de bu. Eğer bir çocuk evde empati ve sevgi görmüyorsa, sürekli akran baskısıyla boğuşuyorsa ve bir de ekranda "güçlü olan kazanır" mesajını alıyorsa, ortaya çıkan tablo ne yazık ki korkunç oluyor.

Ailelerin “aman başımdan gitsin” diye sokağa ya da ekranın karşısına bıraktığı; sadece fiziksel ihtiyaçlarını karşılamayı ebeveynlik sanan çocuklar var. Bu çocuklar adaleti mahkemede ya da vicdanında değil, elindeki bıçakta ya da silahta arıyor. Çünkü onlara “haklı olanın” değil, “vuranın” kazandığı bir dünya tarif ediliyor. İşte bu yüzden; şiddeti estetik bir ambalajla sunan o yapımlar da bugün sokaktaki vahşetin mimarlarından biri. Tek sebep değiller ama göz ardı edilemezler. Eğer bir toplumda kötülük bu kadar "havalı" gösterilirse, zaten kırılgan olan ruh halleri için bu son damla olabiliyor.

Caydırıcılığın Bittiği Yer: Cezaevi mi, Tatil Köyü mü?

İşin bir de adalet boyutu var ki, asıl can yakan nokta burası. Bugün sokakta birinin canına kasteden, empati yeteneği körelen o gençler, yaptıklarından zerre korkmuyor. Neden korksunlar ki? İçeri girdiklerinde düzenli yemeklerinin önlerine geleceğini, hastalandıklarında en iyi sağlık hizmetine anında ulaşacaklarını biliyorlar. Aileleriyle görüntülü görüşme lüksüne sahip olacaklarını, sistemin bir noktasında bir af ya da indirimle kısa sürede tekrar aramıza karışacaklarını adı gibi biliyorlar. Cezaevi, bir ıslah merkezi olmaktan çıkıp; suçun "stajının" yapıldığı, konforun korunduğu bir yere dönüştüğünde, caydırıcılık sadece kâğıt üzerinde kalıyor.

Peki Şimdi Ne Yapacağız?

Sadece üzülmek veya sosyal medyadan tepki göstermek artık yaralarımızı sarmıyor. Değerlerin altüst olduğu, suçlunun değil mağdurun korktuğu bir sistemde, ne yazsak eksik kalıyor.

Ama yine de umudumuzu kaybetmemek, en azından kendi çevremizden başlamak zorundayız. Çocuklarımızla, öğrencilerimizle, çevremizdeki gençlerle gerçekten konuşmaya başlamalıyız.

İzledikleri içerikleri, sokaktaki tepkilerini, öfke yönetimlerini tartışmaya açmalıyız. "Ben büyütürüm evladımı" deyip ekranın karşısına bırakmayı bırakmalıyız. Ve tabii ki sesimizi çıkarmalıyız. Adalet sisteminin, ceza infaz sisteminin, medya denetiminin yeniden gözden geçirilmesi için ısrarla talep etmeliyiz.

Her bir kayıp canın ardından "yazıklar olsun" demekle kalmayıp, değişim için bireysel ve toplumsal sorumluluk almalıyız. Kendi evlatlarını sokağa birer "saatli bomba" gibi salan aile yapısı ve bu bombanın pimini çeken popüler kültür sarmalı değişmedikçe, bu başlıkları daha çok atarız.

Ama değişim imkânsız değil. Zor, yorucu ve uzun bir yol ama mümkün. Kısacası; ahlakı, vicdanı ve adaleti bir kenara itip sadece "güçlü olanın hayatta kaldığı" bir orman kanunu yarattık. Ve şimdi o ormanda hepimiz av konumundayız. Ya bu ormanı birlikte bahçeye çeviririz, ya da hep birlikte bu vahşetin içinde kayboluruz. Tercih bizim.

Sevgiyle Kalın.

Arzu SEKİN


 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sokaktaki Şiddet Bir Tesadüf Mü? Akran Zorbalığının Perde Arkası.

Bugün bilgisayarın başına geçtim ama parmaklarım tuşlara gitmiyor. İçimde bir yerlerde kelimeler düğümlenmiş durumda. Aslında sadece benim d...