14 Ocak 2026 Çarşamba

Kendini Değersiz Hissetmek: Sevgisizliğin Yarattığı Boşlukla Başa Çıkmak

Uçurumun kenarında denize bakan bir kadın, yalnızlık ve değersizlik hissini temsil eden bir manzara.

Geçen gün birinin bana bakarken gözlerindeki o mutlak ilgisizliği gördüm. Hani orada olsan da olur, olmasan da olur gibi bir bakış. O an, o meşhur "hiçlik" yine gelip boğazıma çöktü. Çünkü biz, birinin gözünde "özel" olmadığımızda, sanki bu dünyada kapladığımız yerin de bir anlamı yokmuş gibi kodlanmışız.

Eğer sevilecek kadar değerli değilsem, o zaman hiç yokumdur. Mantık bu kadar basit ve bu kadar acımasız çalışıyor içeride.

Dürüst konuşalım; sevgisizlik insanı içten içe çürüten bir asit gibi. Birinin seni "olduğun gibi" kabullenmemesi, çocukluğundan beri beklediğin o onayı kimseden alamamış olmak... Bir süre sonra insanı şu noktaya getiriyor: “Bende bir eksiklik var ki, içimde hep bir tuhaflık hissiyle yaşıyorum; kimse beni o derin, o sarsılmaz aidiyetle sarmıyor.” Herkesin bir 'evi', bir 'limanı' var gibi görünürken; benim hep dışarıda, rüzgârda kalmışım gibi hissetmem bundandır.

Sonra başlıyorsun kendini kemirmeye. Birinin sevgisini kazanmak için şekilden şekle giriyor, onaylanmak için ruhundan ödün veriyor, görülmek için olmadık taklalar atıyorsun ama nafile. Sevgisizliğin açtığı o değersizlik çukurunu başkasının ilgisiyle doldurmaya çalışmak, delik bir kovaya su taşımak gibi. Ne kadar dökersen dök, dibi görmüyorsun.

İşte en sert gerçek: Kimse seni sevmek zorunda değil. Ve sen, bir başkası seni sevmiyor diye bir toz zerresine dönüşmek zorunda değilsin.

Dün gece kendi kendime şunu sordum: "Başkası bana o sevgi dolu gözlerle bakmıyor diye, ben neden kendi celladım oluyorum?" Kendimi, başkalarının bana vermediği o sevgi üzerinden cezalandırmak ne kadar mantıklı? Sevilmemek bir başarısızlık değildir; bazen sadece bir rastlantıdır, bazen yanlış insanların arasında kalmaktır.

 

Bu değersizlik hissinin canı cehenneme. Eğer dünya beni sevmeyi beceremiyorsa, ben kendime olan o var olma borcumu ödemek zorundayım. Hiçlikten çıkış yolu, birinin gelip bizi kurtarmasını beklemekten geçmiyor. O yol, o ıssız ve sevgisiz odada kendi kendine sarılabilmekten geçiyor.

Evet, belki bugün birinin "en değerlisi" değilsin. Belki o beklediğin sevgi mesajı hiç gelmeyecek. Ama bu senin "hiç" olduğun anlamına gelmiyor. Bu sadece, senin sevginin değerini henüz hak eden bir yer bulamadığı anlamına geliyor.

Bundan sonra, sevilmediğim yerlerde bir saniye bile kalıp kendimi değersizlik asidine teslim etmeyeceğim. Eğer kimse beni sevmiyorsa, bu onların kaybı olsun. Ben, bu dünyada sadece "olduğum için" değerliyim. Kimsenin onayına, kimsenin aşkına, kimsenin "aferinine" ihtiyacım yok. Kendi boşluğumu kendi varlığımla doldurmayı öğreneceğim.

"Yalnızlık, kimsesizlik değildir; yalnızlık, insanın kendini kimsesiz bırakmasıdır."

Çünkü en büyük devrim, sevilmediğin bir dünyada kendi değerini kendin tayin etmektir.

Peki ya sen, en son ne zaman bir rüzgârın ortasında kalmış gibi hissettin?

Sevgiyle Kalın..

Arzu SEKİN 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Kendini Değersiz Hissetmek: Sevgisizliğin Yarattığı Boşlukla Başa Çıkmak

Geçen gün birinin bana bakarken gözlerindeki o mutlak ilgisizliği gördüm. Hani orada olsan da olur, olmasan da olur gibi bir bakış. O an, o ...